|
Ana sütü gibi helal Günlerden cumartesiydi. Oktay pazara gitmişti. Merdivenlerde ayak seslerini duyunca hemen bir şey olduĝunu anladιm. Aĝιr aĝιr, ayaklarιnι sürüyerek çιkιyordu. "Ne var, ne oldu?" diye sordum içeri girer girmez. Elindeki fileleri bιrakιp ceketinin cebinden bir mektup çιkardι ve bana uzattι: "Türkiye'den haber var." "Ben şimdi okuyamam ki! Kιzι emziriyorum. Hadi sen oku!" "Hülya'cιĝιm, kιz yaşιnι doldurmak üzere, sen hala emziriyorsun. Nalan'ιn çocuĝu daha küçük, ama o bιraktι bile." Karşιma geçip koltuĝa oturdu. Canan gözlerini kapamιş, yarι uyur yarι uyanιk habire emiyordu. Ortalιk ιlιk ιlιk süt kokmuştu. "Nalan şekerli hazιr mama veriyor çocuĝuna. Zavallιnιn dişleri daha çιkmadan çürüyecek. Geceleri de gazdan uyuyamιyor. Ben kaç kez söyledim ona. Hiç bir mama anne sütünün yerini tutamaz. Anne sütüyle büyüyen çocuk, baĝιşιklιk kazanιr, kolay kolay hasta olmaz. Benim sütümde Canan'a gereken tüm vitaminler ve mineraller var. Sindirimi de kolay." "Haklιsιn. Eskiden anne sütünün deĝeri bilinir, sanki kutsanιrdι. Bana göre hava hoş. Ben seni düşünüyorum." "Bana zor gelmiyor. İki yaşιnι doldurmadan memeden kesmem."
Hülya diyor ki: Çocuĝunuz süt emmekte nazlanιyorsa sakιn bunu dert edinmeyin. Yetişkin yetişkine benzemediĝi gibi bebek de bebeĝe benzemez. Bir bebek doĝumdan sonra bir süre kendisini güvensiz ve korkulu hissediyor olabilir. Zamanla çevresine alιşacak ve gereksinim duyduĝu kadar içecektir. Çocuĝun aĝzιnιn deyiĝi yerleri önceden ιslak bir mendil ile silin. Göĝsünüzde aĝrι varsa veya kιrmιzι lekeler oluşursa hemen doktora gidin. İçki, sigara, kahve, çay çocuĝa dokunur. Sarιmsak, soĝan, çiĝ sebze ve yιkanmamιş meyve gaz yapar. Annelik danιşma merkezlerinde sizin gibi yeni bebek sahibi olmuş genç kadιnlarla tanιşιp onlarla görüş alιş verişinde bulunun. Herhangi bir nedenden ötürü çocuĝunuzu emziremiyorsanιz suçluluk duygusuna kapιlmayιn. Önemli olan ona zaman ayιrmak, kucaĝa alιp anne sιcaklιĝι vermektir. Çocuk ilgi ve vücut temasι ister. Emzirseniz de, biberonla besleseniz de şunu unutmayιn ki, bir bebek de yetişkinler gibi bazι iştahlι bazι iştahsιz olabilir. Sakin bir ortam yaratιn ki, karnιnι doyurduktan sonra güzel bir uyku çeksin. Sorumluluk duyan bir anne her şeyden önce kendini düşünür. Çocuk bakιmιnda baba da sorumluluk yüklenmeli. Hayat müşterektir deriz. Babanιn da çocuĝuyla ilgilenip ona biberon vermesi, bezlerini deĝiştirmesi, annenin aşιrι yιpranmasιna engel olacaĝι gibi baba çocuk ilişkisini de pekiştirir. Sütünüz geliyorsa ve bebeĝiniz emiyorsa ilk beş, altι ay içinde ek beslemeye gerek yoktur. Anne sütü yeter de artar bile. Biberon veriyorsanιz gece şişeyi yanιnda bιrakmayιn. İçindeki süt, çay veya mamada bakteriler oluşabilir. Biberonu ve memesini en az günde bir kez kaynatιn. Yere düşerse yιkamadan çocuĝa vermeyin.
Bir mektup, üç satιr yazι, gönlümün karasι Oktay mektubu açarak okumaya başladι: "Sevgili gelinim, biricik oĝlum! Türkiye'ye döneli beri hasretiniz buram buram gözümüzde tütüyor. Her akşam sofrada sizi anmadan boĝazιmιzdan lokma geηmiyor. Canan on bir ayιnι doldurdu, yaşιna basacak, daha bir kez göremedik. Bakιn, size ne diyeceĝim: Kesin dönüş yapana emeklilik primini toptan veriyorlarmιş. Ama o zaman da girişlerde vize arιyabilirlermiş. Haklarιmιz yanmadan gelip torunumu bir göreyim. Sonra ölsem de gözüm arkada kalmaz. Allah kιsmet ederse iki hafta sonra cuma akşamι ona beş kala oradayιm. Oktay beni havaalanιndan alsιn da içtiĝi sütü helal edeyim ona. Özlemiş selamlarιmla. Anneniz Asiye." "Gelsin!" dedim. "Bilirsin, anneni kendi annem kadar severim."
Canan şişmanlamalι mι, şişmanlamamalι mι? Kayιnvalidemin geleceĝi akşam Oktay çalιştιĝι firmanιn servis arabasιnι aldι. Canan'ι da alιp yola çιktιk. Ben kιzιn uykusunun bölünmesine karşιyιm. Bir çocuk her akşam alιştιĝι saatte yatmalι, yoksa düzeni bozulur. Ama biz karşιlamaya gelmezsek kayιnvalide kιrιlιr diye bir kereye mahsus bir istisna yaptιk. Uçak bir saatlik gecikmeyle geldi. Kayιnvalidemin eli kolu doluydu: Pilavlιk pirinç, nohut, patlιcan. "Aman anne, burada yok mu?" dedik, ama umurunda bile olmadι. "Bizim oranιn pirinci. Patlιcan da Kerime yengenin bahçesinden." Canan'ι görünce kendinden geçti, bütün yorgunluĝunu unuttu. "Allah'ιma şükür, bu günleri de gösterdi bana," diye seviniyordu. Arabada Canan'ι kucaĝιndan bιrakmadι. Gece yarιsι olmuş, kιzιn gözleri hala fal taşι gibi. Kayιnvalidem biraz dik kafalιdιr. Eve gelir gelmez, "Ben Canan'ιn yanιnda salonda yatacaĝιm," diye tutturmaz mι? İlle gece onun nefes alιşιnι duyacakmιş. Sonunda zar zor yatak odasιnda kιzla yatmaya razι ettik. Sütümü pompalayιp biberona doldurdum, buzdolabιna koyduk. Uyanιnca verecek. Dolapta 24 saat bozulmaz. O gece doĝumdan beri ilk kez aralιksιz bir uyku çektim. Gerçi Oktay hep, "bu gece ben kalkayιm, sen uyu," diyordu, ama uyanamιyordu. Ne de olsa bütün gün ayak üzerinde. Kaynanamιn yaşι altmιşa gelmiş, yine de maşallahι var. Bana mιsιn demiyordu. Kayιnvalidemle oldum olasι iyi anlaşιr, güzel sohbet ederiz. Ama çocuk eĝitimi konusunda ilk günden beri görüş ayrιlιklarιmιz oldu. örneĝin: Elinde kaşιk bütün gün çocuĝun peşinde koşuyordu. Kilo almalιymιş. "Onun kilosu yeter ona," desem de dinlemiyordu. "Yooo! Çok zayιf. Zeliha'nιn torunu onun iki katι." Zeliha'nιn torunu dediĝi de bizim Nalan'ιn çocuĝu. Şişman mι şişman. Bunun neresi saĝlιklι? Canan yeni yürümeye başlamιştι. Divandan koltuĝa, masadan büfeye kadar düşe kalka gidiyordu. Sehpa örtüsünü, divanιn şiltelerini çekip atιyor, sigara tablasιnι, kolonya şişesini yere düşürüyordu. "Yapma kιzιm, yapma!" diye çιkιşιp hafiften ellerine vuruyordu. Canan böyle şeye alιşkιn deĝil, şaşkιn şaşkιn bakιyordu. "Korksun da yapmasιn, iyiyi kötüyü öĝrensin," diyor babaannesi. "Anne, çocuk dünyayι keşfe çιkιyor. Her şeyi eline alιp aĝzιna sokarak ögrenmeye çalιşιyor. Engel olursak korkak yetişir. İstediĝi gibi gezsin," diyerek sonunda vazgeçirttim. Kιrdιĝιna yanmam, önemli olan bir yerini incitmesin. Bir gün evde yanlιzken - Canan'la ninesi parka gitmişlerdi - bir kez de onun bakιş açιsιndan görebilmek için yüzükoyun gezdim tüm evi. Gördüklerim karşιsιnda tüylerim ürperdi.
Sigaranιn dumanι Ben böyle ev içinde emekliye emekliye gezerken birden kayιnvalidem gelmez mi? Keçileri kaçιrdιĝιmι sanmιştιr herhalde. Ne yaptιĝιmι anlattιm. Bir güldü, bir güldü. İkimiz de gülmekten kιrιldιk. Sonra elele verip ne kadar bir kazaya yol açabilecek şey varsa ortadan kaldιrdιk. İçim rahatladι. Canan artιk istediĝi gibi gezebilir. Ufak tefek kaza önlem alιnsa da her çocuĝun başιna gelir. Önemli olan, kazalara karşι elimizden geldiĝince önlem almak ve çocuĝun rahat oynayabileceĝi, yeteneklerini geliştirebileceĝi bir yer saĝlamak. Aramιzda görüş ayrιlιklarι olsa da kayιnvalidemi çoĝu kez takdir ediyorum. Kendine güvenli, hassas ve zeki. Bir gün eski bir tanιdιklarιna uĝradιk, torunlarι olmuş. Çocukcaĝιzι öyle bir sarmιş sarmalamιşlar ki, nefes alamιyordu. Kimseye sormadan hemen açtι kundaĝι. "Çocuĝu boĝmaya mι niyetiniz var?" diye çιkιştι. "Aaa, ayaklarι çarpιk olur," dedi çocuĝun ninesi. "Üşür." "Eskidendi o!" diye kestirip attι kaynanam. "Ηocuk iyi beslenirse hiç bir şey olmaz. Bir şey olursa doktora götürün!" Canan'la oturup büyük insanmιş gibi konuşuyor, şakalaşιyordu. "Çocuktur, ne anlar?" diyecek oldu bir gün Zeliha yenge. "Anlamaz olur mu! Senden benden nesi eksik?" diye çιkιştι kadιna. "Onun da iki gözü, iki kulaĝι var." Kaynanam sigara konusunda çok titiz. Ben misafire içme diyemezdim. Hele babam içeri girer girmez cebinden pakedini çιkarιr, az şekerli kahvesini isterdi. Kayιnvalidem: "Torununun ciĝerleri daha körpecik. Senden çok ona zararι. Ya git, balkonda iç, veya ben Canan'la yatak odasιna kaçayιm," diyordu. Ben de ondan cesaret alarak öyle yapmaya başladιm.
Aĝlayan bir çocuk bize ne demek istiyor?
Yalnιz yatma saati konusunda hiη anlaşamadιk. Canan doĝumdan sonra çok aĝlιyordu. Biri onunla ilgilense de şöyle deliksiz bir uyku çekebilsem, diyordum hep.
Çocuk doktoru, geçer, ama altι ay sürebilir, demişti. Neyse ki kιzιm, beşinci ayιnda uyku düzenini buldu. Bir öyle, bir böyle yatmayι denedi, sonunda yan yatmayι yeĝledi.
O aĝlayιnca suç benimmiş, ona iyi anne olamιyormuşum gibi bir duyguya kapιlιyordum. Zamanla ögrendim ki, aĝlamak çocuk için kendini ifade etme, derdini anlatma, iletişim kurma biçimi. Derdini aĝlayarak anlatιyor. Onun konuşmasι da böyle. Ben Canan'ιn aĝlama tarzιndan hemen anlιyorum ne istediĝini: Aralιksιz aĝlιyorsa mutlaka karnι acιkmιştιr. Emziririm. Mιzmιzlanιyorsa pisletmiştir. Hemen altιnι açar, pişik yapmιşsa krem sürerim. Önce hafiften, sonra giderek yükselen bir sesle aĝladιĝιnda elbisesinin bir kιvrιmι veya örtüsünün sivri bir ucu batιyordur.
Ara ara mιzmιzlιyorsa ya sιcaklamιştιr, biraz üstünü açarιm, ya da üşümüş, ayaklarι buz gibi olmuştur.
Kιsa kιsa, fakat ani ve yüksek sesle aĝlarsa baĝιrsaklarιnιn gaz yaptιĝιnι ve karnιnιn aĝrιdιĝιnι anlarιm. Bu durumda rezene çayι(Fencheltee) vererek, karnιna masaj yaparak ve omuzuma yaslayιp hafifçe sιrtιna vurarak gazιnι çιkartιrιm.
Yürek parçalayιcι, içli bir sesle aĝlιyorsa kendini yalnιz ve mutsuz hissetmiştir. Bir yabancι sesten, gürültüden korkmuş veya korkulu bir rüya görmüş olabilir. Kucaĝιma alιp okşar, yumuşak bir sesle konuşup yatιştιrιrιm. Sessiz ve kuvvetsiz aĝlιyorsa hasta olabilir, doktora göstermeli.Çocuĝunuz aĝlarsa elinizdeki işi bιrakιp yanιna gidin. Ama her aĝladιĝιnda paniĝe kapιlmaĝa da gerek yok. Belki de uykusunu almιştιr, canι eĝlence istiyordur. Kucaĝa alιp gezdirmek ve bir kaç sevgi dolu sözcük onu çok mutlu edecek, o da sizi gülücüklere boĝacaktιr. Çocuk uyurken evden çιkmamalι; her an uyanabilir. Yalnιz olduĝunu anlayιnca korkuya ve terkedilmişlik duygusuna kapιlιr, mutsuz olur. Tekrarι durumunda anne ve babaya göveni sarsιlιr, ruhsal sιkιntι geηirir. Hatta ölüm tehlikesi bile geçirebilir. Bu yüzden anne ve baba yasalara göre cezalandιrιlabilir. Bir yere çιkarken çocuĝunuzu mutlaka bir komşuya veya tanιdιĝa bιrakιn.
Tatsιz bir olay Canan'ι düzenli uyku saatlerine alιştιrdιm. Yatmadan yarιm saat önce sakin, gürültü ve heyecandan uzak bir ortam hazιrlιyor, loş ιşιkta yatιrιyorum. Ama kaynanam: "Çok erken yatιrιyorsunuz. Daha yeterince sevemedim bugün," diye tam uyku saatinde çocuĝu şιmartmaĝa başlιyordu. "Anne, biz neler çektik alιştιrιncaya kadar," desem de dinlemiyordu. "Siz bu işi biraz abartιyorsunuz. Biz sizi böyle mi büyüttük?" Bir akşam, ben yatιracaĝιm diye Canan'la girdi yatak odasιna. Yarιm saat oldu, bir saat oldu, çιkmaz. Sonra Oktay'la bir gidip baktιk ki, kayιnvalide halιnιn üzerine uzanmιş mιşιl mιşιl uyuyor. Canan ise dolabι açmιş, bütün çamaşιrlarι yaymιş odanιn ortasιna, cin gibi. Tepem attι. "Hay Allahιm! Çocuĝun huyunu bozuyorsun," diye baĝιrdιm. "Sen yarιn gideceksin, sonra kim başa çιkacak onunla?!" Kaynanam yattιĝι yerden kalktι, bana ters ters baktι. Şaşιrmιş, ne olduĝunu anlayamamιş bir hali vardι. Çok kιrιldιĝι belliydi. "Ben mi bozuyormuşum çocuĝun huyunu? Onu bozan bozmuştur!" İkimiz de çok öfkeliydik. Keskin sirkenin kübüne zararι derler. Şimdi tam anιmsayamιyorum, bir kaç uygunsuz laf daha söylendi. Oktay aramιzda kalmιştι. "Haydi, yatalιm! Yarιn erken kalkacaĝιz," diyerek bu tatsιz olayι sona erdirdi. Dargιn dargιn odalarιmιza çekildik. Öyle canιm sιkιlmιştι ki, gözümü uyku tutmadι. Acaba biraz sert mi çιkmιştιm? Evet, büyüĝümdür, sayarιm, ama onun da bazι gerçekleri görmesi gerek. Canan'ιn iki eĝitim arasιnda kalmasιna göz yumamam. Ertesi gün her şeyi bir kez daha tatlι bir dille anlatιp gönlünü almaya karar verdim.
Öfkeyle kalkan zararla oturur Ama ertesi gün kayιnvalidem kahvaltι masasιna oturmadι. Yüzüme bile bakmιyordu. Her sabah Canan'la parka giderdi, ben de evi toplardιm. O gün tek başιna çιktι gitti. Ve gidiş o gidiş. Öĝlen oldu, yok, akşam oldu, hala yok. Benim suçum ne? Ama yine de içimi bir kurt kemirmeĝe başladι. Canan da huzursuz, düşe kalka evde ninesini arιyordu. Çocuĝu alιştιrdι kendine, kucaĝιndan indirmiyordu. Hep kucakta büyüyen çocuk kendi başιna hareket etme yeteneĝini kazanamaz. Ben Canan'ι aĝlayιnca kucaĝιma alιyorum, yatιşιnca yine bιrakιyorum. Elinden tutup yürüyebildiĝi kadar yürütüyorum.
Oktay geç vakit eve geldiĝinde ilk sorduĝu annesi oldu. "Başιna bir şey gelmiş olmasιn," dedim. "Aman canιm, ilk deĝil ki!" dedi Oktay canι sιkkιn. "Daha önce de az mι darιlιp gitmişti? Bir tanιdιktadιr, kιzgιnlιĝι geηince gelir. İstersen sizinkileri bir arιyalιm."
Hemen annemlere telefon ettim. Açιkça soramιyorum sizde mi diye, ama annem: "Selam söyle Asiye'ye. Bize de gelsin," deyince orada olmadιĝι anlaşιldι. Canan da ortada tatsιz bir olay olduĝunu anladι, hep mιzmιzlanιyor, kucak istiyor. Onu Oktay'a verdim, Hόsnü amcalarιn numarasιnι ηevirdim. Zeliha yenge çιktι. άstü kapalι aĝzιnι aradιm, hiη oralι olmadι. Bir de: "Ver de bir kaη kelime de Asiye'yle konuşayιm," demez mi!
"Biraz uzandι, uyuyor" dedim. Oktay kιs kιs gόlmeĝe başladι. "Torunuyla uĝraşιrken yorulmuştur fιkara. Cuma akşamι bekliyoruz. Asiye sever, kuzu kapama yapacaĝιm. Erken gelin," deyip telefonu kapadι. Eyvah! Hepimizi yemeĝe ηaĝιrmιştι, unutmuşum. Cumaya kadar gelir de barιşιrιz, diye düşündüm. Ama kayιnvalidem bόtün gece gelmedi. Çok tedirgin olmuştum. "Polise haber verelim", dedim kahvaltιda. Oktay karşι çιktι. "Bir şey olmaz ona. Koskocaman insan." Ama o da düşünekaldι. "Pekiyi!" dedi sonunda. "Bir gün daha bekleyelim. Sen ne kadar tanιdιk varsa hepsini bir ara." Telefon etmedik yer bιrakmadιm. Her aradιĝιm yerden ya yemeĝe çaĝιrιyorlar, ya da kendileri gelmek istiyorlar. Öĝlene doĝru Canan'ι yatιrdιm. Canan yürümeye başlιyalι beri öĝle uykusuna gerek duyuyor. Ben yatιrιyorum, isterse uyuyor. Çocuk çocuĝa benzemez. Bazιsιiyi uyur, bazιsι uyumaz. Zorlamakta yarar yok, çocuk neye gerek duyduĝunu en iyi kendisi bilir. Ama o gün Canan da huzursuzdu. Perdeleri çekip sakin bir ortam yaratmama raĝmen uyumadι. Hafiften ninniler söyledim, ama fayda etmedi.
Ertesi gün evin anahtarιnι merdivenlikte kaynanamιn da bildiĝi bir yere saklayιp Canan'ι altιncι saĝlιk kontrolüne götürdüm. Saĝlιk kontrolleri ve aşιlar şunlar:
Her şeyin başι saĝlιk U1: (1. saĝlιk kontrollü) hemen doĝumdan sonra U2: Doĝumdan sonra 5. veya 6. gün; gerekirse tüberkuloz aşιsι U3: 4. ile 6. hafta arasιnda U4: 3. veya 4. ayιnda difteri, tetanoz, boĝmaca, grip ve çocuk felci aşιlarι U5: 6.ιncι veya 7. inci ayιnda U6: 10. ile 12. ay arasιnda U7: 2 yaşι bitince U4'dekilerin yanι sιra kιzamιk, kιzamιkçιk ve kabakulak aşιlarι U8: 3,5-4 yaşιnda U9: 5-5,5 yaşιnda: Kιzamιk, kιzamιkçιk ve kabakulak aşιlarι
Eh, o zamana kadar biraz zamanιmιz var, ama haftalar, aylar da ne çabuk geçiyor. Bu kontrolleri ve aşιlarι ihmal etmemeli. Erken teşhis hastalιklarι önler ve çocuĝunuzun her yönden saĝlιklι büyümesini saĝlar. Masraflarι sigorta karşιlιyor. Ben doktora günlerini sorup mutfaktaki takvime not ediyorum ve sonuçlarι Canan'ιn defterine işliyorum. En az yιlda bir diş doktoruna gidip olasι çürüklerin zamanιnda saptanmasι da çok önemli.
Çocuk deyip de geçme Geldiĝimde anahtar yerinde duruyordu; gelen giden olmamιştι. Akşam yemeĝinde Canan'ιn keyfi yerine geldi. Yedinci ayιnda kaşιkla beslemeye başladιĝιmda önce hiç yemek istememişti. Azar azar verip sabιrla yutmasιnι bekliyordum ki, mama soluk borusuna kaηmasιn. Giderek alιştι. Şimdi bizimle yemek masasιna oturtuyoruz; elinde kaşιk, önünde önlük kendi kendine yemesini öĝreniyor. O zamandan beri akşam yemeklerinin tadι bir başka oluyor. Üstünü başιnι ve hatta ortalιĝι kirletse bile bιrakιyoruz, bildiĝi gibi yesin. Yemek sιrasιnda telaş, gürültü olmamasιna özen gösteriyoruz. Bazιlarι ηocuĝu televizyon önüne oturtup iyice açιyorlar. Sonra da televizyonsuz yemiyor, diye yakιnιyorlar. Hele uykudan kalkan çocuĝun sakin bir ortamda kahvaltι edip güne iyi başlamasι çok önemli. Küçük bir çocuk bile aĝzιnιn tadιnι biliyor, sevmediĝi şeyi yemiyor. Bazιlarι iştah şurubu verip çocuĝunu ille şişmanlatmak istiyor. Ne kadar saçma! Hele altι ay daha büyüsün, Canan'ι üç öĝün yemeĝe alιştιracaĝιm. Baharatlι yemek ve kιzartma vermeyeceĝim. Bu tür yemekler çocuklarda mide ve sindirim hastalιklarιna yol açabiliyormuş. O akşam Canan yine yemekte iki elini birden mamaya sokup aĝzιna götürüyordu. Kayιnvalidemin boş sandalyesi çok garibime gitti. Neredeydi acaba? Sormadιk kimse kalmamιştι.
Kaynanamιn fendi Sonunda cuma akşamι geldi çattι. Yemekte kimin gözü var? Oktay'ιn işten gelir gelmez ilk sorduĝu soru, "Geldi mi?" oldu. Maalesef ne gelen vardι ne giden. Hüsnü amcalara yemeĝe gidip aile meclisinde bu olayι anlatmaya ve onlarιn da görüşünü alιp polise gitmeye karar verdik. Hiç mi hiç gitmek istemiyordu canιmιz. Karanlιkta oturduk, kara kara düşünüyorduk. Birden kapιda bir anahtar sesi duyulmaz mι? Pat diye ardιndan kapι açιldι. Elinde anahtarla kayιnvalidem içeri girdi.
"Haydi gidelim, Zeliha'larι bekletmiyelim," dedi gülecen bir yüzle. Hemen ayaĝa fιrladιk. "Anne, nerelerdesin? Yüreĝimiz aĝzιmιza geldi." "Öyle bir karnιm acιktι ki! Kuzu kapamaya bayιlιrιm."
Baş köşeye oturttuk. Biraz nefeslenince başιndan geçenleri anlattι: O tatsιz olayιn ertesi sabahι evden ayrιldιktan sonra parka gitmiş. Canι sιkkιn bir bankta otururken yanιna bir kadιn ilişmiş. Bir de bakmιş ki, yιllar önce tekstil fabrikasιnda birlikte çalιştιĝι bir kadιn deĝil mi?
"On yιldιr görmemiştim Kadriye'yi. Çökmüş kadιncaĝιz. İki yιl önce kocasιnι kaybetmiş, o zamandan beri kιzιnιn yanιnda kalιyormuş. Bir sevindi, bir sevindi beni gördüĝüne."
Kaynanam başιndan geçenleri anlatιnca: "Haydi kalk, bize gidelim. Bir iki gün gitme de, deĝerini bilsinler," demiş. Ve itirazlarιnι dinlemeden alιp evine götürmüş. Kιzι ve damadι izindeymişler, o evde yapayalnιzmιş. Çok rahat etmişler. "Aman anne, bizi hiç düşünmedin mi?" diye sorduk. "Siz de bir kaç gün bensiz rahat edersiniz, diye düşündüm." Sarιldιk, elini öptük. O da bizim sιrtιmιzι okşayιp alnιmιzdan öptü. Böylece barιşmιş olduk. Ve hemen yola çιktιk.
Kaynanam doĝru konuşmasιnι sever, sözünü sakιnmaz. Biz kaç gündür bu olayι herkesden saklamaĝa çalιşιyoruz. O daha gider gitmez ballandιra ballandιra herkese anlatmaz mι? Öyle de hoş anlattι ki, hepimiz gülmekten kιrιldιk. Ve böylece rahatlamιş olduk. Saklι gizli kalsaydι, içimizde sιkιntι yapacaktι.
Hasret dolu selamlar Bu olaydan kιsa bir süre sonra işe başladιĝιmda, kayιnvalidem sayesinde çok rahat ettim. Muayenehanesinde çalιştιĝιm dişçi yakιn. Öĝlenleri eve gelip emziriyorum. Emzirme süresini planlι olarak azalttιm, memeden tam kesmeden çalιşma hayatιna uyum saĝladιm. Arada bir kaçamak yapιp Oktay'la baş başa sinemaya, tiyatroya, konsere gittik, arkadaşlarla buluştuk. Çoktandιr özlemiştik böyle şeyler yapmayι. Çocuĝumuz oldu diye yaşamaktan vazgeçecek deĝiliz ya! Kayιnvalidem üç ay sonra Türkiye'ye döndü. Mektubunda şöyle diyordu:
Biricik gelinim, sevgili oĝlum! Yanιnιzda çok çok güzel günler geçirdim. Zeliha'larda ne kadar gülmüştük, hiç unutamιyorum. Hep sizi düşünüyorum, Canan aklιmdan çιkmιyor. Tombiş yanaklarιnι öpün benden. Babanιz şimdilik kesin dönüş yaptιrmaktan vazgeçti. Biraz daha bekleyelim, bakalιm ne olacak, diyor. Daha ne kadar yaşarιz, Allah bilir. Seneye romatizmalarι izin verirse babanιz da gelecek. Şimdilik hepinize hasret dolu selamlar. Oktay'la birbirimize bakιştιk. Ve birden gülmeye başladιk. "Gelsinler," dedi. "Başιmιzιn üstünde yerleri var." |
|||
|
