Canan sanki dün aramιza katιlmιş gibi geliyor bana. Hamileliĝim, Canan'ιn doĝumu, hastanede ve evdeki ilk günleri hep gözümün önünde. Oysa iki yaşιna basalι daha bir ay oldu. Ve nasιl çetin bir ceviz olduĝu yeni yeni anlaşιlιyor.
Nasιl mι? Hep kendi dediĝi olsun istiyor. Geçenlerde kahvaltιda güzel bir yaĝlι ekmek hazιrladιm, üzerine bal sürdüm. Yanιna da kakaosu. İstemedi. Yok efendim, corn flakes yiyecek ve elma suyu içecekmiş. Ben de işe gideceĝim, zamanιm az. İki ayaĝιm bir pabuca girdi, ne yapacaĝιmι şaşιrdιm. Bundan böyle, ona iki seçenek sunup hangisini istediĝini soracaĝιm. Hem kendi kendine karar vermesini, hem de her istediĝini elde edemeyeceĝini öĝrenir.
Çocuĝun kişiliĝi daha bu yaşta gelişmeye başlιyor, günden güne iradesi güçleniyor. Her çocuĝun kendine özgü güzellikleri ve yetenekleri var. Anne ve baba olarak biz, onun yeteneklerini geliştirmesini desteklemeli, ama hiç bir zaman kendi arzu ve emellerimiz doĝrultusunda zorlamamalιyιz. Geçenlerde Halil Cibran adιnda Lübnan asιllι bir yazarιn bir kitabιnι okudum. Çocuklar hakkιnda çok güzel görüşleri var:
Ermiş'ten bir alιntι:
Çocuklarιnιz sizin malιnιz deĝildir.
Onlar, yaşamιn kendine özleminin oĝullarι ve kιzlarιdιr.
Sizin aracιlιĝιnιzla gelmişlerdir, ama sizden deĝil.
Onlara sevginizi verebilirsiniz, ama görüşlerinizi aşιlayamazsιnιz,
Çünkü onlarιn kendilerine özgü görüşleri vardιr.
Onlara bedenen bir yuva verebilirsiniz, ama ruhen deĝil,
Çünkü onlarιn ruhu, sizin düşlerinizde bile ziyaret edemiyeceĝiniz
yarιnιn evinde oturmaktadιr.
İsterseniz onlar gibi olmaya çalιşabilirsiniz, ama onlarι sizin gibi yapmaya kalkιşmayιn,
Çünkü yaşam ne gerisin geri gider, ne de dünle oyalanιr.
Ben hep kιz çocuĝu istiyordum. Canan doĝunca sanki dünyalar benim oldu. Oktay da, kιz çocuklarι daha cana yakιn, daha sevimli olur, diye sevinmişti. Ama kaynatam biraz düş kιrιklιĝιna uĝradι. Erkek çocuĝun ailenin direĝi olduĝu ve soyun devamιnι saĝlayacaĝι kanιsιnda o. Erkek adamιn erkek çocuĝu olurmuş. Bu günümüzde geçerliliĝini yitirmiş bir önyargι. Üstelik bu, annenin elinde olan bir şey deĝil ki! Hoş, benim kιz yerine erkek çocuĝum da olsaydι yine sevinirdim. Çünkü cinsiyeti ne olursa olsun her çocuk sevilir, her birinin yeri ayrιdιr. En iyisi, bu konuda beklentisiz olmak, çevrenin telkinlerine kulak asmamak.
Ben küçükken iki yaş büyük aĝabeyim hiç ev işi yapmazdι. Bütün iş benden beklendiĝi gibi, aĝabeyim de hep ona su getirmemi isterdi. Baştan bir iki kez götürdüm, sonra aklιm başιma geldi. "Kalk kendin al," dedim. Bu gün bana, "İyi ki öyle yapmιşsιn," diyor. "Yoksa tembel ve pιsιrιk yetişirdim ve eşimle geçinemezdik." Bir iş yapmadan yetişen bir erkek çocuĝu, kendi erkin kişiliĝini nasιl geliştirebilir? Erkek çocuĝu, kιz çocuĝu tartιşmasι çok anlamsιz. Günümüzde öyle yürekli ve sorumluluk sahibi kιz çocuklarι var ki, teknik konularda ve ev onarιmιnda erkek çocuklarιna parmak ιsιrtιr. Nalan'ιn oĝlu Hakan ise uysal, yumuşak başlι ve duygulu. Mutfakta annesine yardιm ediyor. Canan büyüyünce sözünü geçiren biri olacak anlaşιlan. Benimle inatlaşmaya bayιlιyor. Geçenlerde alιş verişte, "çikolata isterim" diye tutturmaz mι! Tam da öĝle zamanι, alsam iştahι kaçacak. Yumuşak, fakat kararlι bir sesle "Hayιr, olmaz!" dedim; dedim ama, gözlerinι kιrpιştιrιp dudaklarιnι sarkιtιnca, yüzü pancar gibi kιzarιnca başιma gelecekleri de anladιm. Kendini yerden yere attι. Elin de işi yok, bizimle uĝraşmaya başladιlar. "Ah, benim kιzιm olsaydι, bilirdim ben yapacaĝιmι," dedi bir kadιn. Bir adam ise, "Ne olacak bir çikolatadan? Cimrilik bu kadar olur vallahi!" diye söylene söylene yanιmdan geçti. Biri de ters ters bakarak, "Ne kadar şιmartιyor bunlar çocuklarιnι! Kendilerini daha hala Türkiye'de sanιyorlar galiba," demez mi? Utancιmdan yerin dibine geçtim. Aslιnda çocuk bu yaşlarda kendi gücünü büyüklerinkiyle ölçer, gücünün nereye kadar yeteceĝini anlamak ister. Bu arada da ölçüyü kaçιrιp etrafindakileri canιndan bezdirir. Çocukla savaşa girmek, onun inadιnι kιrιp pes ettirmek kişiliĝinin gelişimini olumsuz etkileyebilir. Ama ne yapayιm? Kιzmamak elde mi? Sonunda aklιma geldi. "Gel kιzιm, seni yürüyen merdivene bindireyim," dedim. Birden yüzü gülüverdi. İki kez merdivenden inip çιkιnca ikimizin de keyfi yerine geldi.
Hülya diyor ki:
- Çocuĝunuzun inatçιlιk döneminde ona kaba kuvvetle söz dinletmeye veya cezalandιrmaya çalιşmayιn. Bu onun kendine güvenini sarsιp gelişimini engelleyebilir. Yerine getirilemiyecek bir şey istemişse biraz yatιşmasιnι bekledikten sonra gerçekçi ve isteĝi doĝrultusunda başka bir seçenek sunmak daha iyi olacaktιr.
- Unutmayιn ki bu geçici bir dönemdir. ocuĝunuzla sabιrla, yumuşak ve uzlaşmac bir dille konuşmanιz bu dönemi kolay atlatmanιzι saĝlar.
- Çocuk sustu diye önerdiĝiniz şeyi almaktan vaz geçmeyin. Bir dahaki kez size inanmayabilir.
- Kafanιz çok kιzarsa, kendinize gelinceye kadar bir başka odaya geçip ona kadar sayιn ve derin nefes alιp verin ki sakinleşesiniz.
- "Babana söylersem döver" veya "Seni dilenciye veririm" gibi tehditlerle çocuĝu korkutmak onun geceleri karabasan görmesine ve güvenini yitirmesine neden olabilir. Bu yöntemlere baş vurmamalι.
- Çocuĝun istekleri çok aşιrι ve hatta kendisi için zararlι olduĝunda kesinlikle hayιr denmelidir. Bunu açιk, anlaşιlιr, yumuşak ama kararlι bir biçimde yapmalιdιr.
- Anne ve babanιn hayιr dediĝi bir durumda torunlarιnιn aĝlamasιna dayanamayan büyükanne ve büyükbabanιn isteĝini yerine getirmesi, çocukta dayatma yoluyla her istediĝini elde edebileceĝi gibi yanlιş bir kanιya yol açabilir. Diĝer aile büyükleriyle bu konuda anlaşmak iyi olur.
Canan'ιn kendi işini kendi görmeye, erkin davranmaya çalιştιĝι bu inatçιlιk döneminde benim yarιm, Oktay'ιn tüm gün çalιşmasι kolay deĝil. Kιzιn bu önceci tutumu, büyüklere gereksinim duymadan kendi kendine yetme sevdasι özellikle sabahlarι zaman darlιĝι yüzünden sorun oluyor. Örneĝin çorabιnι kendi giymek istiyor. Onu yuvaya götürüp işe gidecek olmasam saatlerce uĝraşsιn, oyalansιn.
Çorabι elinden alιp giydirince Canan yaygarayι basιyor. Kendini yerden yere atιyor. Hele soĝukta kazak, tulum, palto, şapka üstüste giydirmek başlι başιna bir dert oluyor. Bu yüzden sabahlarι yarιm saat erken kalkmak zorunda kalιyorum.
Canan'ιn bu davranιşι çok doĝal, hatta içgüdüsel. Çünkü her iş yapa yapa öĝrenilir. Onun için hafta sonlarι canla başla uĝraşιp didindiĝini görünce içim burkulsa bile yardιm etmiyorum. O da istemiyor zaten, ben yaparιm gibilerden tepki gösteriyor. Ve bir gün bakιyorsun ki, çorabιnι ters de olsa giymeyi becermiş. Biraz da övüp aferin, benim kιzιm büyümüş, deyince keyfinden yanιndan geçilmiyor. Giysi alιrken giyip çιkarmasι zor olmayan, düĝmesiz, fermuarsιz kazaklar, çιtçιtlι gömlekler almaya özen gösteriyorum.
Giyinmesi neyse de yemek yemesi tam evlere şenlik. Kaşιĝιnι tepe-leme doldurup aĝzιna götürmeye çalιşιyor. Yarιsι yere dökülüyor, yarιsι da kaşιna gözüne bulaşιyor. Bazι dayanamayιp elimle kaşιĝιnι hafifçe aĝzιna doĝru itiyorum. İyi gününe gelirse sesini çιkarmιyor, ama çoĝu kez sen karιşma benim işime der gibi çok kιzιyor. Hafta içinde sabah kahvaltιlarιnda bu benim için bir eziyet, ama hafta sonlarι önüne bir önlük, masanιn üstüne bir muşamba örtü serip kendi haline bιrakιyorum. Tabaĝιndakinin ancak yarιsι karnιna gidiyor. Yemek yerken tabaĝιndakilerle sanki suyla veya kumla oynar gibi oynamak istiyor. Annem babam görseler, günahtιr diye kιzarlar. Oktay, bιrak kendi yesin, öĝrensin, diyor. Ama ben, "senin karnιn doydu mu, kιzιm? Gel, artιk oynayalιm," deyip önünden tabaĝι alιyorum ki, yemekle oynanmayacaĝιnι da öĝrensin.
Adam olacak çocuk nesinden belli olur?
Canan iradesi geliştikçe tuvalet ihtiyacιnι da söylemeye başladι. Ama her zaman yetiştiremiyor, oyuna dalιp altιna kaçιrdιĝι da oluyor. Bu çok doĝal. Çocuĝun, kaslarιnι kontrol etmeyi ve sιkιştιĝιnι söyleye-bilmeyi öĝrenmesi uzun zaman alιr. Geçenlerde otobüs duraĝιnda bir kadιn gördüm. Yanιndaki üç yaşιna yakιn çocuĝunu yuvada altιna yapmιş diye azarlιyordu. Bu konuda çocuĝa baskι yapmak ters sonuçlar doĝurur. O zaten sizden gördüĝü her şeyi taklide yeltenir. Onu destekleyin ve özendirin, ama zorlamayιn. Sabrιn anahtarι, zamanla her kapιyι açar. Bir çocuk, her ne kadar tuvalet ihtiyacιnι söyleyebilse de çeşitli nedenlerden belirli bir süre için veya tek tük yine altιna yapmaya başlayabilir. İshal olmuş, oyuna çok dalιp unutmuş veya korkulu bir rüya görmüş olabilir.
Canan yalnιz giyinme, yemek ve tuvalete gitmede deĝil, daha bir çok konularda bizi taklit ederek kendi işini kendi görmek istiyor. Örneĝin kapιlarι açιp kapamaya, koltuklara çιkmaya, bardaĝa su doldurmaya, eline çekici alιp duvara çivi çakmaya ve bir meyve bιçaĝιyla sebze soyup yemek yapmaya çalιşιyor. Ortalιĝι iyice daĝιtιyor. Toplamaktan bιktιm. Ama Canan evi tanιmak, her şeyi görüp bilmek istiyor. Onun bu arzusunu öldürmektense evin daĝιlmasιnι yeĝliyorum. Bir tehlike yaratabilecek eşyalarι kaldιrdιm. Oktay kιzιnι böyle cebelleşirken görünce böbürleniyor.
"Bu kιz her şeyi öĝrenmeye meraklι," dedi bir gün. "İsterim ki güzel bir meslek sahibi olsun."
"Benim annem ilkokul mezunu fabrika işçisi," dedim. "Ben meslek okuluna gittim. Canan da üniversiteyi bitirip diş doktoru olur."
"Aman canιm!" dedi Oktay. "Sen muayenehanede çalιşιyorsun diye bir diş doktoru tutturmuşsun. Ben istemem. Çaĝιmιz bilgisayar çaĝι. Programlamacι olur, uzmanlaşιr, erkeklere taş çatlatιr."
"Aaa, dünyada olmaz!" diye karşι çιktιm. "Bütün gün ekran önünde gözleri bozulur, boynu, beli aĝrιr. Diş doktorlarι ne kadar para kazanιyor, sen biliyor musun? Saygιn bir meslek."
"Ne olursa olsun, ben kιzιmιn onun bunun aĝzιnιn kokusunu çekmesine razι deĝilim."
"Beygir gözlüklerinle yarιnι göremiyorsun sen. Bugün herkes bilgisayar okuyor, yarιn hepsi işsiz. Diş doktorlarιna her zaman gereksinim var."
"Hülya, inadιn tuttu mu seninle başa çιkιlmaz. Yeter artιk!"
"Senin inadιn tuttu. Haklι olsan da olmasan da dediĝim dedik diyorsun. Aklιnιn ermediĝi konularda bari böyle yapma!"
Kavga iyice kιzιştι. O bilgisayar uzmanι diye tutturdu, ben diş doktoru, kιran kιrana bir söz düellosu oldu. Sonunda Oktay kapιyι çarparak gitti. Ben de öyle öfkelenmiştim ki, yemek yapmaktan vazgeçtim. Canan'ι doyurup onunla birlikte yattιm. Oktay geç geldi. Gece yarιsι tuvalete çιktιĝιmda oturma odasιndaki divana kιvrιlιp yatmιş olduĝunu gördüm. Sabah da erkenden kalkιp gitti.
Öĝleden sonra Canan'la evdeki hava pek iç açιcι olmadιĝι için Nalan'a gittim. Onun kιzι Serap yeni ikiye bastι, oĝlu Hakan ise maşallah neredeyse beş yaşιna geliyor. İki kardeş olmalarι ne güzel! Oktay'la ben de bir sene kadar sonra bir çocuĝumuz daha olsun istiyoruz. Ama bu kavgadan sonra çocuĝunu deĝil, yüzünü bile görmek istemem. Oysa daha bir hafta önce oturup uzun uzun konuşmuştuk bu konuda.
İkinci bir çocuk bizim için ne demektir?
- İkinci çocuĝun bakιmι daha kolay gelecek bize. Ne de olsa bir bilgi ve deneyim birikimimiz var.
- Oktay çalιşmaya devam ederse benim işimi uzun bir süre bιrakmam gerekebilir. Çünkü iki çocukla ikimizin de çalιşmasι zor. Her iki çocuĝun da arada üç yaş fark olduĝunu göz önünde tutarsak aynι anda uyumalarι, acιkmalarι ve oynamalarι beklenemez.
- Evimiz ufak. Mutlaka daha büyük bir eve taşιnmamιz ve daha çok kira ödememiz gerekecek.
- Yeni bebek, Canan'ιn giysi ve oyuncaklarιndan yararlansa bile maddi yükümüz aĝιr olacak. Bu maddi yükü bir tek Oktay'ιn kazancιyla kaldιrabilir miyiz?
"Amaan!" dedi Nalan. "Biz de çok düşündük altιndan kalkabilir miyiz diye. Her şeyin kolayιbulunuyor. İnan bana, ikinci çocuk, aileye yeni bir renk katιyor. Canan için de çok iyi olur."
Serap doĝduĝunda Hakan, doĝumdan önce Nalan onunla bu konuda uzun uzun konuşmasιna ve onu yeterince hazιrlamasιna karşιn bebeĝi kιskanmιş ve yerimi alacak diye korkmuş.
Özcan'la Nalan bebeĝe gösterdikleri ilgiyi Hakan'a da göstererek, onu konuşmalara, etkinliklere, bebeĝin bakιmιna katarak ve ona sorumluluklar vererek bu korkuyu kιsmen giderebilmişler. Yine de Hakan nazlanarak, mιzmιzlanarak ilgiyi kendi üzerine çekmeye çalιşmιş.
"İyi ki Serap için daha doĝumdan önce ayrι yatak almιşιz," dedi Nalan.
"Hakan'ιn yataĝιnι ona verseydik, çocuk artιk onu evden kovacaĝιz sanardι. Bebeĝin eşyalarιnι alιrken onu da götürdüm ki, kardeşi olacak diye sevinsin. Sonra çok önceden yanιmιzdan ayιrdιk, ayrι oda verdik; kardeşine onun yüzünden oldu diye kin beslemesin. Hep onu sen büyüksün, artιk bize yardιmcι olacaksιn, kardeşine bakacaksιn diyerek pohpohladιk. Ona büyük gözüyle bakιlmasιna bayι-lιyor. Ama onun da çocuk olduĝunu unutmamak gerekiyor."
Hakan'dan fazla sorumluluk beklemek gerçekten doĝru deĝil. Bιkιnca, oyuncaklarιyla ve arkadaşlarιyla oynamak isteyince bebeĝi unutuyormuş. Ama belli ki, Hakan artιk kardeşini çok seviyor. Onunla uzun uzun oynuyor ve devamlι yanιnda olmasιnι istiyor. Daha bebekken hep kucaĝιna alιp taşιmak istermiş. Nalan düşürür diye korkuyormuş.
"Ben başlarda hep bebekle uĝraşιyordum. O sιralarda babasι ve babaannesi Hakan'la ilgilendiler. Bu beni çok rahatlattι," dedi Nalan. Bu yüzden Hakan ve babasι arasιnda da yakιn bir ilişki oluşmuş. Böyle yakιnlιklarιn, kardeşler veya anne baba arasι rekabeti arttιrmamasιna dikkat etmek gerekir. Çocuklarι paylaşmaktansa hem annenin hem de babanιn her iki çocuĝa eşit ilgi göstermesi iyi olur.
"Kayιnvalidem Serap'ι kucaĝιna alιr, Hakan'ι da dizinin dibine oturtup bir ozan gibi sιrayla her ikisini hem över hem yererdi," dedi Nalan. Hakan'ιn aĝzι kulaklarιna varιyormuş.
Nalan'da dikkatimi çeken başka bir şey de duvarlarda Hakan'ιn yuvada yaptιĝι resimlerin asιlι oluşuydu. Hakan resimlerine deĝer verilmesinden gurur duyuyor. Bazιlarι çocuĝun el işlerini doĝru dürüst bakmadan bir yana koyarlar ve sonra da çöpe atarlar. Nalan bunlarιn hepsini bir dosyaya koymuş, bana gösterdi. Benim de beĝendiĝimi gösterince Hakan sevinçten uçmaya başladι. Yalnιz çocuklar deĝil, biz büyükler bile sevilmek, beĝenilmek ve takdir edilmek istiyoruz. Gelişmekte olan bir çocuĝu sιk sιk övmek, onun güvenli ve mutlu yetişmesini saĝlar. Çocuktan bir kaç güzel sözü esirgememek gerekir. Azarlanan çocuk kendine güvenini yitirir, çekingen ve sinik yetişir. Canan resim yapmaya başladιĝιnda ben de onun resimlerini bir dosyada saklayacaĝιm. Güzel bir hatιra olur, ileride bunlara baktιĝιmιzda onun gelişmesini yeniden izleme olanaĝιnι buluruz. İki veya daha çok kardeş olduĝunda hepsinin el işlerine aynι ilgiyi göstermek, birini kayιrιp ötekilerini unutmamak gerekir.
Eve geldiĝimizde epeyi geç olmuştu. Oktay mutfaktaydι. Bizi görünce selamsιz sabahsιz çιktι. Ne alιngan bir insan! Pazar günü öĝleden sonra annemler çaya geldiler. Oktay da bizimle oturmak zorunda kaldι. Ama aĝzιnι bιçak açmιyordu. Ancak bir şey sorulursa yanιt veriyor, benden yana hiç bakmιyordu. Çok garip, sevimsiz bir hava vardι. Bu bizimkilerin gözünden kaçmadι:
"Sizde bir iş var," dedi annem. "Dargιn mιsιnιz yoksa?"
Annemin bu beklenmedik ani çιkιşιndan afallayan Oktay yoo filan dedi ama bir kez ok yayιndan çιkmιşt.
"Hele çιkarιn şu baklayι aĝzιnιzdan," dedi babam. "Evlilikte olur böyle şeyler. Biz annenle zamanιnda az mι boynuzlarιmιzι tokuşturduk." Gülerek anneme bakιyordu. Annem de güldü. Onlarι hiç böyle açιk konuşurken duymamιştιm.
"Hülya çok dik kafalι," dedi Oktay bir kaç kem kümden sonra. "Canan'ιn geleceĝiyle oynuyor." Kendimi tutamadιm:
"Asιl dik kafalι sensin," dedim. "Bir bilgisayar tutturmuşsun, kafana başka bir şey girmiyor."
Kavga gürültü olanlarι anlattιk. Babam hemen gevrek bir kahkaha patlattι.
"Yahu!" dedi, "siz kendi kendinize gelin güveyi oluyorsunuz. Aceleniz ne, durun kιz bir büyüsün hele. Gelin size bir öykü anlatayιm da ibret alιn."
Kesme şekeri kιtlama yaparak demli çayιndan bir yudum aldι ve tesbihini cebinden çιkardι. Merakla dinlemeye başladιk.
Yarιm nohut
Adamιn biri bir gün yolda giderken bir yarιm nohut bulmuş. Hemen eve koşmuş.
"Hanιm, başιmιza devlet kuşu kondu. Bak ben bu yarιm nohutu yarιn götürüp pazarda satarιm," demiş.
"Parasιyla da bir piliç alιrsιn," diye önermiş karιsι. "Pilici besler, büyütürüz, bir kuzu alιrιz."
"Hanιm, kafan çalιşιyor," demiş adam. "Kuzu büyür, koyun olur. Koyunu satar, ufak bir danacιk alιrιz."
"Bugünün danasι, yarιnιn ineĝi. Acaba bir inek ne kadar para eder?" diye sormuş kadιn.
Adam, karιsι ve üç çocuklarι bütün gece uyumamιşlar, sabaha kadar düş kurmuşlar. Sonunda kazanacaklarι parayla güzel bir fayton almaya karar vermişler.
"Hanιm, ben faytonu kullanιrιm, sen yanιmda oturursun, çocuklar da arkada," demiş adam sevinç içinde.
"Niye hep sen kullanacakmιşsιn? Benim neyim eksik?" demiş kadιn. Çocuklar da, kim kenarda, kim ortada oturacak diye tartιşmaya başlamιşlar. Sonunda büyük bir çιngar çιkmιş. Kavgadan bunalan adam birden fιrlamιş yerinden.
"İnin hepiniz!" diye baĝιrmιş. "Yeter artιk, bιktιm sizden. Çabuk, hemen inin arabamdan!"
Babam tesbihini şaklatt.
"Siz de o adama benziyorsunuz," dedi. "Bir yarιm nohut bulmuşsunuz, faytonda yer kavgasι apιyorsunuz."
Babam doĝru söylüyordu. Biz de ipin ucunu kaçιrmιştιk.
"Bakalιm, o size görüşünüzü soracak mι?" dedi annem Canan'a bakarak. Canan dolaptan kazaĝιnι çιkarmιş, başιnιn üzerinden geçirmeye çalιşιyordu. "Bakιn, daha şimdiden kimseye muhtaç kalmadan kendi işini kendi görüyor. Büyüyünce de doktor mu olur, mühendis mi, terzi mi, kendi bilecek."
Gözümün ucuyla Oktay'a baktιm, o da yaptιĝιmιz saçmalιktan utanmιş gibi gülümseyerek bana bakιyordu. Üerimden bir aĝιrlιk kalkmιş gibi hafifledim. Masanιn altιnda Oktay'ιn eli elimi buldu. Tam o sιrada bir yaygara kopmaz mι! Kazaĝιn içinde Canan'ιn eli kolu biribirine dolaşmιştι. Annem bir eliyle kazaĝι düzeltti, başι aniden delikten geçen Canan'ιn yüzü gülüverdi.
"Bana kalιrsa bu kιz şarkιcι olur," dedi babam. "Sesi çok güzel."